AVŞA ADASI MANASTIR MEVKİİ SUALTINDA KALMIŞ TARİH ÖNCESİ YERLEŞİM ÇALIŞMALARI

 

Marmara Bölgesi sınırları içirişinde yer alan Avşa Adası, Balıkesir iline bağlı olup Marmara denizinin güney batısında yer alır ve Marmara Adaları adıyla anılan takımadaları oluşturan adalardan biridir. Adanın ilk yerli halkı hakkındaki ilk yazılı bilgiler coğrafyacı Strabon ve tarihçi Plinius tarafından bahsedilmektedir. Son yıllarda Avşa kumsallarında bulunan çeşitli çakmaktaşı, kemik, vb. aletler, ağırşaklar, değirmen taşları, el baltaları adadaki yerleşimlerin yazılı kaynaklardan çok eskilere gittiği fikrini kuvvetlendirmektedir.

Bölgedeki ilk çalışmalar 1993 yılında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan tarafından yapılmıştır. 1994 yılında yerleşim alanı Prof. Dr. Nergis Günsenin tarafından da incelenmiştir (Günsenin 1995, 361-363). 2015 yılında yaptığımız sualtı çalışmalarında daha önceki yıllarda yapılan çalışmalarda belirtilen farklı dönemlere ait buluntular tespit edilmiştir. Kıyıdan itibaren 1.50 – 2.00 m derinlikte kalıntılar rahatça görülebilmektedir. Höyüğün dik dalga aşımına maruz kalmasından dolayı kıyı çizgisinin eski dönemlerden daha içeride olamasın höyüğün bir kısmının sualtında bir kısmının ise karada olduğunu anlaşılmaktadır. Holosen Dönem ile birlikte ılıman hava koşulları sebebiyle suların yükselmeye başlaması sonucu Marmara Denizi yükselmiş ve çoğu kıyı yerleşimleri sualtında kalmıştır.

Hristiyan din adamları için bir sürgün yeri olarak kullanılmış ve bütün Ortaçağ boyunca boş kalmıştır. Şimdiye kadar hiç bir sistematik kazı yapılmamıştır. Ancak adada, anakara Kapıdağ Yarımadası`ndan ayrılmadan önce bazı tarihöncesi toplulukların yaşadığı, avcılıkla geçindiği, anakara ile bağlantı kesilince yeni bir yaşam biçimi geliştirdikleri, avcılığı azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçindikleri bazı buluntular nedeniyle anlaşılmaktadır.

İlk çalışmalarımızı 2015 yaptığımız höyüğün sualtında kalan kısmında Neolitik, Kalkolitik ve yoğun olarak Tunç Çağına ait seramik örnekleri görülmüştür. Ayrıca iki adet taş idol bulunanlar arasındadır. Kıyıdan 5 m. açıkta 2,50 m. derinlikte höyüğün su altıda kalan kısmında ETÇ’ye ait olabileceğini düşündüğümüz küp mezar görülmüştür. Hemen deniz kıyısında ise bir çakmaktaşı diğer ismi ile sileks bulunmuştur. Ayrıca kıyıya yakın bir bölgede obsidyen bulunmuştur. Yapılan incelemelerden sonra obsidyenlerin İç Anadolu kökenli olduğu gözlenmiştir. Aşıklı Höyük, Musular, Tepeçik Çiftlik, Göllüdağ gibi yerleşimlerde örnekleri görülmektedir. Bununla birlikte Helenistik Dönemden Geç Antik Çağın sonuna kadar tarihlendirilen çeşitli seramik örnekleri ve kalıntılar görülmüştür. Bu da adanın Prehistorik dönemden itibaren günümüze kadar süren bir yerleşim alanı olduğunu göstermektedir.

 

 

Copyright © 2018 - All rights are reserved by Coastal and Underwater Archaeology Projects